12.Sınıf Edebiyat 3.Ünite Şiir Özeti, Şiir Konu Anlatımı, Şiir Ders Notları PDF

12.Sınıf  Edebiyat 3.Ünite Özeti PDF, 12.Sınıf Edebiyat 3.Ünite: Şiir Konu Özeti, Şiir Konu Anlatımı, Şiir Ders Notları PDF 12.Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı 3.Ünite Şiir PDF indirebilirsiniz.

12.Sınıf Edebiyat 3.Ünite Şiir Konu Anlatımı PDF Ders Notu (1)

12.Sınıf Edebiyat 3.Ünite Özeti Şiir Konu Anlatımı PDF

Bu ünitede, “Cumhuriyet sonrası saf şiir anlayışını, Cumhuriyet sonrası (1923-1960) toplumcu eğilimleri yansıtan şiiri, Millî Edebiyat anlayışını yansıtan şiiri, Garip akımını, İkinci Yeni şiirini, dinî değerleri, geleneğe duyarlılığı ve metafizik anlayışı öne çıkaran modern şiiri, 1960 sonrası toplumcu eğilimleri yansıtan şiiri, 1980 sonrası Türk şiirini, Cumhuriyet sonrası halk şiirini” öğreneceğiz.

CUMHURİYET DÖNEMİ SAF (ÖZ) ŞİİR ANLAYIŞI

11. Sınıfta saf şiir anlayışından söz etmiştik hatırlarsanız. Cumhuriyet Dönemi’nde 1940-1960 yılları arasında da oldukça etkili olan saf şiirin özellikleri bu dönemde de çok değişmedi. 

Öz şiir, Ahmet Hamdi Tanpınar, Necip Fazıl Kısakürek, Asaf Halet Çelebi, Cahit Sıtkı Tarancı, Ahmet Muhip Dıranas, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Behçet Necatigil gibi sanatçılarla önemli bir şiir geleneği hâline gelmiştir.

Saf şiir, şiirde dili her şeyin üstünde tutmuş ve divan şiirinin biçimci yapısından da etkilenmiştir. Bu anlayışla yazılan şiirlerde ahenk, güzel ve etkili söyleyiş önemlidir. Bu şiir geleneğinde amaç, dilde saflaşmayı sağlayarak rahat söyleyişi bulabilmektir. Saf şiirde siyaset ve toplumcu görüşler şiirin dışında bırakılmıştır. Masal, rüya, mit, zaman gibi düşsel temaların yanı sıra aşk, ölüm, ayrılık, yalnızlık gibi bireysel temalar da bu şiirlerde sıklıkla işlenmiştir.

Saf şiir sanatçıları, şiirselliği sadece ölçü ve kafiyenin gücünde değil imgelerin yeniliği, tazeliği, şiirde seçtikleri kelimelerin oluşturduğu ses ve uyum zenginliğinde aramışlardır. Öncülüğünü Yahya Kemal Beyatlı ve Ahmet Haşim’in yaptığı saf şiir anlayışının oluşmasında Fransız edebiyatında ortaya çıkan sembolizm akımının etkisi vardır.

SEMBOLİZM

Sembolizm, şiirde gerçekçiliği savunan parnasizm akımına bir tepki olarak XIX. yy.ın sonlarında ortaya çıkmıştır. Sembolist sanatçılar, şiirde kendi izlenimlerine ağırlık vermişler; biçimi, anlam kapalılığını, ahengi, müzikaliteyi her şeyden üstün tutmuşlardır.

Duyguları kelimelerin ses değeriyle sezdirme, onların şiirlerinin başlıca özellikleridir. Dış dünyadan algıladıklarımız sembolizme göre dış gerçekliğin kendisi değil onlarla ilgili birtakım izlenimlerdir. Bu da kişiden kişiye değişen bir ol-
gudur. Bu durum şairin algılarını kendi iç dünyasına çevirmesini sağlar. Ancak onlar iç dünyalarını simgelerle anlatmışlardır.

Açıklığa değil kapalılığa, anlatmaya değil sezdirme ve telkine yönelmişlerdir. Charles Baudelaire (Şarl Bodler), Arthur Rimbaud (Artür Rembo), Paul Verlaine (Pol Verlen), Stephane Mallarme (Stefan Malarme), Paul Valery (Pol Valeri) dünya edebiyatında sembolizmin öncü
isimleridir.

Türk edebiyatında ise Ahmet Haşim, Ahmet Hamdi Tanpınar, Cahit Sıtkı Tarancı, Ahmet Muhip Dıranas şiirlerinde sembolizm akımının etkilerinin görüldüğü sanatçılardır.

TOPLUMCU GERÇEKÇİ ŞİİR ANLAYIŞI

Toplumcu gerçekçi anlayışının önemli özellikleri; biçimde “serbest şiir” anlayışını kullanmak ve yaygınlaştırmak, içerikte ise ideolojik ve siyasal konuları işlemektir. Divan, halk ve Batı edebiyatı nazım şekillerinin ölçü, kafiye, mısra kümelenmesi gibi kurallarını dikkate almayan; Batı’dan alınan bir nazım biçimi olan serbest nazmı Türk edebiyatında kullanan önemli isimlerden biri Nâzım Hikmet’tir.

Toplumcu gerçekçi şiir; bir düşünceye ve ideolojiye bağlı kalarak halkın çektiği sıkıntılara ve yoksulluğa değinen, kimi zaman insanlara çözüm yolları gösteren, tüm insanlığın mutlu olacağı güzel bir geleceğe işaret eden şiir anlayışıdır.

Toplumcu gerçekçi şairler şiirlerinde, o güne kadar değinilmemiş konulara ve kavramlara yer vermişlerdir. “Halkçılık, köycülük, hümanizm” gibi fikirler bu sanatçıları etkilemiştir. Toplumcu gerçekçilere göre sanat, toplumu sadece yansıtan bir ayna değildir; aynı zamanda toplumu değiştirecek araçlardan da biridir.

FÜTÜRİZM

Edebiyatta fütürizmin kurucusu Marinetti’dir (Marinetti). Fütüristler sanat anlayışlarını 1909 yılında Figaro gazetesinde yayımladıkları bir bildiriyle ortaya koymuşlardır.

Özgürce seçilen kelimeler, kuralsız anlatım, otomatik yazı fütüristlerin kullandıkları biçimsel ögelerdir. Fütürizm bu nitelikleriyle dadaizm ve sürrealizm akımlarını da etkilemiştir. Fütürizm; modern hayatın hareketliliğini, ilerlemeyi, değişimi ve hızı yüceltmiştir.

Fütürist sanatçılar; sanatın, hareketsizliği değil hızı, dinamizmi ve makineyi anlatması gerektiğini savunmuşlardır. 

Nâzım Hikmet fütürizmin Rus edebiyatındaki önemli temsilcileri arasında sayılan Mayakovski’den etkilenerek Türk edebiyatında bu akımın özelliklerinin görüldüğü şiirler yazmıştır.

MİLLİ EDEBİYAT ANLAYIŞINI YANSITAN ŞİİR (MEMLEKET EDEBİYATI)

Cumhuriyet’ten önce ortaya çıkan Millî Edebiyat anlayışı Cumhuriyet kurulduktan sonra da etkisini devam ettirmiştir. Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı’nda “Millî Edebiyat Anlayışını Yansıtan Şiir” olarak adlandırılan bu gelenek, folklor ve milliyetçilik gibi iki önemli kaynaktan beslenmiştir.

Millî Edebiyat anlayışını sürdüren sanatçılar ve ortaya koydukları eserler “Memleket Edebiyatı” adıyla da bilinmektedir.

Milli edebiyat anlayışını sürdüren şairlerin şiirlerinde, halk şiirinden alınan biçimsel özellikler önemli yer tutmuştur. Hece ölçüsü, nazım şekilleri, halkın konuştuğu sade dil, bu kuşağın şiirlerinde kullanılmaya devam etmiştir.

Millî Edebiyat anlayışını yansıtan şair kuşağı içerisinde Arif Nihat Asya ile birlikte Kemalettin Kamu, Ömer Bedrettin Uşaklı, Zeki Ömer Defne, Ahmet Kutsi Tecer, Behçet Kemal Çağlar, İbrahim Alaettin Gövsa, Orhan Şaik Gökyay, Necmettin Halil Onan gibi sanatçılar yer almıştır.

GARİP AKIMI (BİRİNCİ YENİ)

Garip şairleri geleneksel şiirde yer alan kafiye, redif, ölçü gibi ögelerin önemsiz olduğunu savunmuşlardır. Onlara göre edebî sanatlar ve konuşma dilinden farklı, süslü bir edebiyat dili gereksizdir.

Bu anlayışa göre şiir, halkın konuştuğu sade dille ve halka ait söyleyişle yazılan ve anlamı öne çıkaran bir nitelikte olmalıdır. Garip şairlerine göre şiir, sıradan insanları ve onların hayatını konu edinmeli; sanattan, süslü söylemlerden uzak olmalıdır.

Garip akımı içinde yer alan şairler Orhan Veli Kanık, Melih Cevdet Anday ve Oktay Rifat Horozcu’dur.

Akım, adını üç şairin şiirlerinin yer aldığı ve 1941 yılında yayımlanan Garip adlı kitaptan almıştır. Garip akımı, daha sonra “Birinci Yeni” adıyla da anılmıştır.

İKİNCİ YENİ

İkinci Yeni şiirinde anlaşılırlık yerine kapalılık, somut yerine soyut kavramlar gelmiştir. Biçime ve imgeye öncelik veren bu anlayış, konuşma dilinden ve halk dilinin ortak değerlerinden uzaklaşmıştır.

İkinci Yeni şairleri; şiiri, çağrışım yönünden zenginleştirmekle beraber toplumdan geniş ölçüde uzaklaştırmıştır. Bu şairler şiirde benimsedikleri dille, yaşanan gerçekler arasındaki bağlantıyı koparmıştır.

İkinci yeni şairlerinin şiirlerinde kelimeleri değiştirmesi, dilde olmayan ya da kullanılmayan yeni kelimeler uydurması, cümlenin söz dizimini bozması, kapalı ve zor bir şiir dili ortaya çıkarmıştır. Bu kapalı anlatım da beraberinde hayal gücüne dayalı çok anlamlılığı getirmiştir. Bu anlayıştaki şairler anlamdan kurtulmak, soyutluğu sağlamak için duyulmadık yeni kelimeler de üretme yoluna gitmişlerdir. Yeni tamlamalar uydurup kelimeleri temel anlamlarından uzak bir anlam örgüsü içinde kullanmaya ağırlık vermişlerdir. İkinci Yeniciler, kelimeler arasındaki anlamsal bağlantıları kopararak yeni görüntüler oluşturma yolunu seçmişlerdir.

Cemal Süreya, Turgut Uyar, Edip Cansever, İlhan Berk, Ece Ayhan, Sezai Karakoç, Ülkü Tamer gibi sanatçılar İkinci Yeni şairi olarak tanınmışlardır. İkinci Yeni şiir anlayışının gelişmesinde XX. yy.da ortaya çıkan sürrealizm ve dadaizm akımları etkili olmuştur.

SÜRREALİZM

Sürrealizmin (gerçeküstücülük) esasları, 1924 yılında Andre Breton (Andre Breton) tarafından yayımlanan bir bildiriyle duyurulmuştur.

Bu akım herhangi bir estetik ve ahlaki kaygıya, aklın denetimine bağlı kalmadan düşüncenin ortaya konmasını savunmuştur.

Sürrealistlerin malzemesi; aklın ve iradenin dışında kendiliğinden otomatik olarak ortaya çıkan ruhsal olaylar, rüyalar ve bilinçaltından gelen çağrışımlardır. Sürrealizm, bu ruhsal olayları hiçbir müdahalede bulunmadan oldukları gibi aktarmaktadır. Bu yaklaşımla sürrealistler, realizme karşı çıkmışlardır. Sürrealistler, Sigmund Freud’un (Sigmund Froyd) Psikanalist Kuramı’nın etkisiyle bilinçaltını ortaya çıkarmaya çalışmışlardır.

DADAİZM

Dadaizm ise Tristan Tzara (Tristan Zara) ve arkadaşları tarafından Fransız edebiyatında XX. yy. başlarında geliştirilen bir akımdır. Dadaizm, I. Dünya Savaşı’nın hemen ardından doğan umutsuzluk ve güvensizlik ortamının ürünüdür. Yerleşik dil ve estetik kuralların tümünü reddeden bu akım, kapalılığa yönelip çağrışımları temel almıştır. Fransızcada “oyuncak tahta at” anlamındaki “dada” kelimesini kendisine rastgele ad olarak seçen bu akım 1921 yılına kadar devam etmiştir.

İSLAMİ GELENEĞE YASLANAN ŞİİR

Türk edebiyatında İslami geleneğin önemli şairlerinden Mehmet Akif Ersoy’un öncüsü olduğu bu çizgide Necip Fazıl Kısakürek ve ardından Sezai Karakoç, kendilerine özgü şiir anlayışlarıyla sonraki kuşakları etkilemişlerdir.

Asaf Halet Çelebi, İsmet Özel, Cahit Zarifoğlu, Erdem Bayazıt, Nuri Pakdil gibi isimler Türk edebiyatında dinî değerleri, geleneğe duyarlılığı ve metafizik anlayışı öne çıkaran bir anlayışa sahip sanatçılardır. Bu şairlerin eserleri, “mistik, metafizik, geleneğe yaslanan şiir” olarak da bilinmektedir.

Sezai Karakoç, İsmet Özel, Cahit Zarifoğlu gibi isimler İkinci Yeni üslubu ve biçimi ile şiir yazan ama İslami geleneğe bağlı şairlerdir.

1960 SONRASI TOPLUMCU ŞİİR

1960 sonrası toplumcu eğilimleri yansıtan şairler, şiirlerinde “yerleşik düzene eleştiri, sınıfsal sorunlar, kadın, doğa, kentleşme sorunları” gibi temaları öne çıkarmışlardır. Bu şairler şiirlerinde kimi zaman anlamı öne çıkaran, açık ve sade bir üslubu tercih ederken kimi zaman da İkinci Yeni’nin imgeli, kapalı şiir anlayışından etkilenmişlerdir.

Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı’nda İsmet Özel, Gülten Akın, Süreyya Berfe, Özkan Mert, Refik Durbaş, Ataol Behramoğlu, Nihat Behram 1960 sonrası toplumcu gerçekçi şairler olarak tanınmışlardır.

1980 SONRASI ŞİİR

1980 sonrası Türk şiirinde şairlerin genel yaklaşımı “Türk şiirinin bir bütün olduğu, bu şiirin hiçbir ayrım gözetilmeden sahiplenilmesi gerektiği” şeklindedir. Bu dönemde “kent kimliği, şehirleşme” tema olarak öne çıkmıştır. 1980 sonrası şiir kuşağının en önemli özelliği tek bir şiir anlayışından değil, çeşitli şiir anlayışlarından söz edilebilmesidir. “Çok seslilik” bu kuşağın belirleyici özelliğidir.

1980 sonrası kuşakta politik ve toplumsal konular arka planda kalırken bireysel kaygılar ön planda olmuştur.

Bu kuşakta yer alan şairler arasında Tuğrul Tanyol, Haydar Ergülen, Metin Celal, Lale Müldür, Seyhan Erözçelik, Şavkar Altınel, Roni Marguiles, İhsan Deniz, Adnan Özer, Osman Hakan A., Akif Kurtuluş, Hüseyin Atlansoy, Enver Ercan, Turgay Fişekçi, Hüseyin Ferhad, Sina Akyol, Enis Batur, Şükrü Erbaş, Salih Bolat, Birhan Keskin, Ebubekir Eroğlu, Murathan Mungan, Küçük İskender, Metin Cengiz, Sunay Akın, Akgün Akova, Melisa Gürpınar, Ahmet Erhan, Yaşar Miraç sayılabilir.

12.Sınıf  Edebiyat 3.Ünite Özeti PDF, 12.Sınıf Edebiyat 3.Ünite: Şiir Konu Özeti, Şiir Konu Anlatımı, Şiir Ders Notları PDF 12.Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı 3.Ünite Şiir PDF indirebilirsiniz.

12. SINIF 3. ÜNİTE PDF OLARAK İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ.

Türk Dili ve Edebiyatı Ünite Özetleri PDF OLARAK İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ.

Yorum yapın